Videoyu ok.ru kanalımızdan izleyin…
İki kişinin bildiği sır, sır değildir. En sağlam zincir bile en zayıf halkası kadar sağlamdır. Bu blog Akademi Dergisi hizmetidir. www.AkademiDergisi.com. Akademi Dergisi kamu yararına bir e-dergidir. İçimizdeki İsrail | Kripto(Şifreli-Gizli) Yahudiler | Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya
ibrahim kalın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibrahim kalın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Temmuz 2018 Salı
26 Ocak 2018 Cuma
18 Nisan 2017 Salı
Türkiye'nin Milli Güvenlik Kurulu'nda ve diğer kritik öneme sahip kurumlarında, hiç gerçek Türk ve Müslüman var mı? | Mehmet Fahri Sertkaya

Trump'ın güvenlik kurulu, halkı ve ordusu ile yüzde 80 küsur oranında Sünni Müslüman olan ve BOP yani Büyük İsrail Devleti projesine karşı yıllardır kahramanca direnen Suriye'nin bombalanmasını görüşüyor.
Manzara sizi şaşırtmasın, çünkü an itibari ile Türkiye'nin güvenlik kurulunda da aynı manzara hakim. Türkiye'nin başında nerede ise hiç Türk ve Müslüman yok.
Gördünüz, duydunuz, bu bombalamadan sonra, Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş'un en sivri Siyonistlerden bile daha Siyonistçe çıkışlarını ve maalesef ülkemiz adına bir yetkili sıfatı ile konuştuklarını...
Başka ülkelerden bile "yuh" çektiler ve bu hareketine "sazan gibi atlamak" ve "Demek ki bu fırsatı kolluyormuş' yorumunu yaptılar ve bu adam hala görev başında... Ve hala sözde Türk ve özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basının rahatsızlığı yok. Hiçbir şey olmamış gibi haberler yapıyor. Aksin bunları nasıl kollayacaklarının telaşındalar.
Dahası, 'Türk ordusu Kürdistan dağlarında işgalci konumundadır" şeklinde cümlelerin bulunduğu bir paçavrayı imzalayan Kürt kökenli olup, Kürt Yahudisi olduğu da iddia edilen Mevlüt Çavuşoğlu da, Hamas'ın ezilip, Siyonist, zalim ve katliamcı İsrail'in korunması maksadı ile, tam bir Siyonistçe davranış sergiledi. Bu uğurda dünyaya Hamas adına kasten, Türkiye'nin ve Müslümanların hiçbir menfaati olmadığı halde "yalan" açıklamalar yaptı ama neyse ki Hamas dik durup, maalesef hala hiçbir şey olmamış gibi o bakanlık koltuğunu işgal eden ve derhal vatana ihanet kapsamında yargılanması gereken Çavuşoğlu'na ezilmedi, rest çekti, gerçekleri ve yalanları dillendirdi.
Hala 'Gölge CIA' denilen, CIA raportörü olan, İbrahim Kalın, eşek etinden sucuk satarken suç üstü olup da Tercüman gazetesine manşet haber olduğu iddia edilen sözde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baş danışmanı olarak olduğu yerde duruyor. 80 milyonun önünde, çalınmış bir referanduma dair, kendisinin de inanmadığı iddiaları, 80 milyon inansın diye konuşuyor, yazıyor. Bunları bu kadro, kim için, ne için yapıyor?
Başta Erdoğan olmak üzere, AKPKK'nin üst kadrosunun, vatana ihanetlere kadar varan suçlarının hepsinin somut ispatları elde mevcut. 'Bulamadık' diyenler varsa, bizde hali hazırda mevcut hepsi... Böyle bir durumda bazı sözde hakimler, savcılar hala bunlara müdahale etmek yerine, Akademi'nin web sitelerine müdahale etmeyi uygun görebiliyor.
Alayına rest çekiyoruz. Bu hukuksuzları ve hukuksuzlukları tanımıyoruz. Biz devletimizin otoritesine, yargının otoritesine saygılıyız. Bu suç batağındaki kadronun keyfine ve gerçekleri gizlemek için yargıyı kontrol altına almalarına saygı duymuyoruz ve sessiz de kalmıyoruz.
Biz suç işlemiyoruz. Vatan müdafaa ediyoruz. Biz ne iddia ediyorsak, ispat da edebiliyoruz. Geçen sefer yazmıştık "Bir terbiyesizlik ve hukuksuzluk ve keyfilik daha yaparsanız, bunu yanınıza bırakmaz, hukuki sınırlar dahilinde hesabını en sert şekilde sorarız" diye... Şimdi ellerinden geleni artlarına koymasınlar.
Biz bu kadar suça, bu kadar ispata rağmen ve devlet ve millet toptan ateşe atılıyorken, susmayız. On milyonlarca kişiyiz ve hesap sormaya devam edeceğiz. Bu vesile ile, söz verdiğimiz gibi Aladağ yangınından sonra sergilenen insanlık dışı pusuların, adiliklerin, planların intikamını da işte böyle hukuki sınırlar dahilinde alıyoruz. Basın ve medya personelini de ikaz etmiştik. Onları da son kez ikaz ediyoruz. Hepsini isim isim, cisim cisim biliyoruz. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin ne haltlar çevirdiğini biliyoruz.
Bu kadar suçlarını ispat ettiğimiz ve "Arkamızda Reis var. AK parti var" diye diye her haltı eden pislikler sürüsüne dokunmayıp, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün emrine gönül rızası ya da tehdit ve şantajla giren savcı ve hakimleri de uyarıyoruz:
Yanlış yapıyorsunuz. Yol yakınken dönün çünkü çok yakında bu kadro yargılanırken, arada siz de mutlaka yargılanırsınız.
Bir değişik Tayyip Erdoğan hikayesi | Mehmet Fahri Sertkaya

➥ Sabetaycı gizli Yahudi Deniz Baykal Boşbakan yaptı.
Bu sırada Sabetaycı Yahudi olup Deniz Baykal'ın yakın akrabası olan Bülent Arınç da yanındaydı...
➥ Gizli Ermeni Devlet Bahçeli de bu süreçte elinden geleni yaptı. Sonra, o kadar şaibeli kararları üst üste alıp tepkileri üzerine çeke çeke onu iktidara getirdiği yetmezmiş gibi, hep tek başına iktidarda kalması için ne gerekiyorsa yaptı.
➥ Gizli Ermeni olup aynı gizli teşkilat tarafından CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu da üzerine düşeni hep yaptı. Şu referandum skandalının ardından, CHP tabanı Kılıçdaroğlu'nu göndermeye çalışıyor ama parti onun benzerleri ile dolu ve taban neler döndüğünü hala bilmiyor. Demokratik cumhuriyetle yönetilen bir ülkede yaşadıklarına inandırılmışlar, öyle döndürülüp duruyorlar.
➥ CIA raportörü olup "gölge CIA" denilen İbrahim Kalın, onu hiç yalnız bırakmadı.
➥ 'CIA casusu' olduğu ve en baştan Tayyip'in yanına verildiği iddia edilen Ömer Çelik'in, bu kadar vasıfsız ve silik haline rağmen, hala acayip bir konumu var ve bu kısmı hala hiç kimse anlamadı.
➥ Kürt Yahudisi olup Musevi Kutsal bursu ile okutulan, Beyaz Saray'a yeminli tercümanlık yapan, Amerika'da barlarda güzellik yarışmaları da tertip eden Egemen Bağış'ın da hakkını yememek lazım. En baştan beri yanında olanlardandı. Daha doğru ifade ile, en baştan beri yanına konulanlardandı.
➥ Bir yanı Kürt Yahudisi, bir yanı Sabetaycı Yahudi olan, bir zaman BİM'in ortaklarından olup sonra A101'i kuran, 'gölge başbakan' ve 'CIA casusu' denilen, belediye başkanlığı zamanlarından bu güne Tayyip'i Tayyip yapan adam olan ve başbakanlığa getirirken de ABD konsolosluğunda Tayyip'i kamera kaydına alıp "Şunları şunları yapacağına söz ver" dediği iddiaları basında sıklıkla yer bulan, bu şart koştukları arasında 'Anayasa değişimi' yani "başkanlık" da bulunduğu iddia edilen Cüneyt Zapsu'nun payı ise, diğerlerini katlar.
Daha böyle çok isim ve hadise var, bir girsek, henüz özetlemişken akşam olur, karanlık basar.
Böyle bir geçmişe, bunca somut delilli suça ve şimdi de çalınan bir referanduma rağmen ona hiç sorun çıkarmayan İçimizdeki İsrail'in,İçimizdeki Ermenistan'ın, Masonların payını da küçük görmemek lazım.
Sahte diplomalı sözde Cumhurbaşkanından sonra, işte böyle böyle, bir de sözde başkanları oluyor ve sanki "onların" değil de bu milletin başkanı oluyor. Bu sözde başkanın, hala seçim sonuçları netleşmediği halde, HAYIR'ın önde olduğuna konunun bütün uzmanları ve hukukçular kani olduğu halde, başkanlık havasına, zafer havasına girmiş olması bir yana, bu hava ile şu iki gündür yaptığı konuşmalar, bizi nerelere sevk edeceklerini açıkça gösteriyor.
4 Nisan 2017 Salı
Ak Parti'lileri ipe götürecek yazıyı, Siyonizmin ve CIA'nın Facebook'u sansürlüyor. Türkiye'de aslında neler dönüyor? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi
Facebook'un skandal tavırları, Türk ve İslam düşmanlığı hız kesmeden devam ediyor.
Gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu dünyaca saygın Chip Dergisi tarafından somut olarak ispat edilen, casusluk yaptığı, kamu oyu yönlendirmeleri yaptığı, Amerika ve İsrail menfaati gereği sansür yaptığı, halklara her fenalığı ve hukuksuzluğu yaptığı bilinen, ispat edilen ve dünyanın pek çok büyük ülkesinde yasaklanan, şu sıralar pek çok ülkede de yasaklanmak üzere olan Facebook, Türkiye'de AKPKK sayesinde hala haddini aşmaya devam ediyor.
Facebook yine keyfi olarak sansür yaptı. Yine BOP'u, Büyük İsrail Projesini, Suriye meselesinin gerçek yüzünü, bunların AKPKK ile bağlantısını, vatana ihanet suçlarını, millet ve devlet olarak nasıl feci felaketlere sürüklendiğimizi gözler önüne seren bir Mehmet Fahri Sertkaya yazısını sansürledi.
Bu öyle bir yazı ki, Mehmet Fahri Sertkaya bunun benzeri yazıları sekiz senedir sürekli olarak yazdı, yanına yüksek sayıda somut ispatlar getirdi, ne AKPKK, ne Recep Tayyip Erdoğan, ne Cüneyt Zapsu, ne Şahenkler, ne İbrahim Kalın, ne Ülkerler, ne de ismini andığı diğer gizli Yahudi ve CIA-MOSSAD bağlantılı şahıslar, kurumlar, kuruluşlar şikayetçi bile olamadılar. Davacı olamadılar.
Öyle ise adı açıkça verilen şahısların, kurumların, özel kuruluşların şikayetçi bile olamadığı, kendini bile savunamadığı ve hukuk sistemlerinin bile müdahil olamadığı, suç diyemediği gerçekleri dillendirmek için Siyonizmin Facebook'unu razı etmek, ondan izin almak zorunda mıdır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları?
Bu Facebook kimdir? Basın savcısı mıdır, ceza mahkemesi midir, Anayasa mahkemesi midir, Yargıtay mıdır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi midir? Facebook'a böyle keyfi davranma, işine gelmeyen, Amerika ve İsrail menfaatlerine darbe vuran paylaşımları "Kullanım koşulları" bahanesi ile ve çok mühimdir ki kullanım koşullarının hangi maddesini ihlal ettiğin bile yazmadan, itiraz hakkı bile vermeden kaldırma hakkını kim, kimler vermektedir? Türkiye'de bu kadar yetkili adli makam neden on milyonlarca T.C. vatandaşın maruz kaldığı bu Siyonist zorbalığa, hukuksuzluğa, sansüre ve vatana ihanet suçu kapsamında derhal yargılanması gereken kişilerin böyle hukuksuzca koruma altına alınmasına müdahale etmez ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmez?
İşte Facebook'un kaldırdığı ve aşağıya alıntılayacağımız Mehmet Fahri Sertkaya yazısını okuyunca bunlara zihninizden cevaplar bulacaksınız:
İŞTE FACEBOOK'UN SANSÜRLEDİĞİ MEHMET FAHRİ SERTKAYA YAZISI
Bunun hesabını vereceksiniz! Hepiniz yargılanacaksınız! Büyük İsrail devleti kuracaksınız diye, çoktan batmış Batı/Avrupa devletlerini kurtarmak için Ortadoğuyu yeniden sömürmelerine zemin sağlayacaksınız diye, Armagedon'a hizmet edeceksiniz diye, harp kaçkını onursuz milyonlarca Suriyeliye, milletin kendisi aç ve açıkta iken baktırdınız. Suriye'de mantar tabancaları bile patlamıyorken sınır illerimize konteyner kentler kurmaya başladınız. Amerikalı Siyonist senatörler gelip yerinde teftiş etti, Papua Yeni Gine bile buna izin vermez, diplomatik kriz çıkarırdı, siz memleketi milleti, devleti, en baştan SATTINIZ.
Siyonizme, Yahudilere, CIA'ya, MOSSAD'a, BOP'a, Büyük İsrail Projesine, İçimizdeki İsrail'e, İçimizdeki Ermenistan'a sattınız. Bu milletin, bu devletin düşmanlarına sattınız. Dağlar kadar borca batırdınız bu projeler gereği bu milleti ve devleti... Bu arada İsviçre'deki gizli hesaplarınıza da yüz milyar dolarla haram para stokladınız. Bu onursuz harp kaçkınlarına bedava ev, karşılıksız maaş, elektrik, su, doğalgaz ve hizmet verdiniz, çocuklarını sınavsız üniversitelere aldınız ve bu milletin evladına ise acımadınız, iki ay faturasını ödeyemeyenin elektriğini, suyunu, gazını kestiniz, yetmedi dava açıp haciz gönderdiniz. Gâvur askeri yerine koydunuz, acımadınız. Kendinizden saymadınız. Hasım bildiniz. Kandırdıkça kandırdınız. Bu millete faturaları bile 3-5 katı gönderdiniz/gönderiyorsunuz bu ihanet projelerine hizmet etmek için... Batırdınız, bitirdiniz milleti de devleti de...


Halep bile yüzde sekseni Sünni Müslüman olan Suriye devleti ordusunun eline geçti, bütün yalanlarınız, iftiralarınız, ihanetleriniz gün gibi, güneş gibi meydana çıkacak ve haftalarca, aylarca tartışılacaktı, siz günlerce her yeri patlattınız, tek patlamada yüzlerce polisimize kıydınız, tek patlamada onlarca askerimizi parça parça ettiniz ve gündemi kontrol ettiniz. Üstüne dalga geçer gibi, bu acılar üzerinden başkanlık propagandası yaptınız. Üstüne bu millet ile dalga geçer gibi, Halep'te sanki katliam varmış gibi, sanki Halep halkı orduyu sevinç göz yaşları ile karşılamamış gibi, bu milleti bir daha aldatıp, emir eri yaptığınız yüz bin küsur kişilik maaşlı namaz kıldırma memurlarını da kullanarak, bu milletten devasa miktarda yardımlar topladınız. Hala bu paraların nereye nasıl gönderildiğini izah da edemediniz. Şimdi Halep bile rejimin eline geçmişken, nüfusunun yüzde 90'ı Sünni Müslüman olan Halep'te, devletin ordusu sözde mücahid gösterdiğiniz, özde itikadı ve niyeti bozuk vehhabi/selefi kiralık teröristlerinizi temizledi diye, halk şükür secdelerine kapanmışken, siz bu fırsattan istifade ülkemizdeki bu bedavacıları göndermek yerine bir de millete rağmen, milletin iradesine rağmen, milletin nerede ise tamamı "Yeter. Artık ülkelerine gitsinler. Suriyeli istemiyoruz. Bu haksızlıklar içimizi acıtıyor" dediği halde, hukuka, adalete rağmen taktik taktik sınırlarımız içinde tutuyorsunuz ve yine milletle dalga geçer gibi bir de vatandaşlığa alıyorsunuz.
Bunu sadece kendinize yeni seçmenler üretmek için değil, BOP bitmesin diye, Büyük İsrail Projesi tarihin karanlık sayfalarındaki yerini almasın diye yapıyorsunuz. Bunu bu milletin menfaati için yapmıyorsunuz. Bütün bunlara da mazeretler üretiyorsunuz, "Suriyeliler arasında üstün vasıflı ve eğitimli, devletimize katkı sağlayacak kişiler var" diyorsunuz ama nerede vasıfsızı varsa onları alıyorsunuz. Bu kadar senedir, Suriyeli doktorlar, akademisyenler, mühendisler, araştırmacılar, sanatçılar verdiğiniz karşılıksız maaşa, eve/barınağa, elektriğe, gaza, gıda yardımına, indirim kartına rıza gösterip yaşıyor, birini bile kıymetlendirmediniz, "Sen gel hem aldığın maaşı hak et, hatta daha fazlasını kazan. Onurlu yaşa. Hem de mesleğini icra et, hem de sana kucak açan bu kardeş millete vefanı göster" demediniz. Bu millete yalan söylemekten, bu devlete ihanet etmekten bir an olsun geri durmuyorsunuz. Bütün yalanlarınız, bütün suçlarınız, petrol kaçakçılığınız, organ kaçakçılığınız, fuhuş için genç kız ve kadın kaçakçılığınız, uyuşturucu ve özellikle bonzai kaçakçılığınız, silah kaçakçılığınız, Suriye hakkında abartısız binlerce kere yalan resmi açıklamalar yaptığınız, kimyasal gazlarla sözde muhaliflerle birlikte toplu katliam yapıp Esed'in ve ordunun üzerine attığınız, bu pislik kiralık teröristleri sınırlarımız içinde besleyip eğittiğiniz, Afyon'daki cephanelikten akşam üstü karanlıkta, tecrübesiz erler ile IŞİD'e silah ve mühimmat kaçırırken patlamaya sebep olduğunuz ve daha saymakla bitmez suçunuz, ihanetiniz, hepsi ama hepsi somut deliller ile ispatlı...
Oraya buraya erişim engeli koydurarak da bu suçlar kapsamında yargılanmaktan kurtulamazsınız, Seçsis sistemi ile oynayarak HAYIR oylarını EVET'e dönüştürerek ve bu şekilde başkanlık getirerek de kurtulamazsınız. Başkanlık değil, krallık bile getirseniz, mevcut savcıların ve hakimlerin tamamını tehdit etseniz, şantaj yapsanız, yine de adalet her şeyin üzerindedir ve oradan bile adalet sistemi ile indirilip yargılanacaksınız. Çoluğunuz çocuğunuz, eşiniz dostunuz, akrabanız dahil, kimleri suçlarınıza ortak ettiyseniz onlar da yargılanacaklar. Vallahi yargılanacaksınız. Billahi yargılanacaksınız. Tallahi yargılanacaksınız. Ortaya şerefimi koyuyorum ki yargılanacaksınız. Aha işte meydan, yaşayacağız ve göreceğiz. YETTİNİZ ARTIK!
AK partiyi Siyonistlerin, Sabetayistlerin, gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, Masonların ve görev başındaki Amerikan devlet yetkilileri ile CIA ve MOSSAD casuslarının kurduğunu ispat eden, abartısız yüzlerce farklı somut delil var ve Mehmet Fahri Sertkaya sekiz senedir bunları ayrı ayrı yayınlarla paylaştı. Onlardan birkaçına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Facebook'un skandal tavırları, Türk ve İslam düşmanlığı hız kesmeden devam ediyor.
Gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu dünyaca saygın Chip Dergisi tarafından somut olarak ispat edilen, casusluk yaptığı, kamu oyu yönlendirmeleri yaptığı, Amerika ve İsrail menfaati gereği sansür yaptığı, halklara her fenalığı ve hukuksuzluğu yaptığı bilinen, ispat edilen ve dünyanın pek çok büyük ülkesinde yasaklanan, şu sıralar pek çok ülkede de yasaklanmak üzere olan Facebook, Türkiye'de AKPKK sayesinde hala haddini aşmaya devam ediyor.
Facebook yine keyfi olarak sansür yaptı. Yine BOP'u, Büyük İsrail Projesini, Suriye meselesinin gerçek yüzünü, bunların AKPKK ile bağlantısını, vatana ihanet suçlarını, millet ve devlet olarak nasıl feci felaketlere sürüklendiğimizi gözler önüne seren bir Mehmet Fahri Sertkaya yazısını sansürledi.
Bu öyle bir yazı ki, Mehmet Fahri Sertkaya bunun benzeri yazıları sekiz senedir sürekli olarak yazdı, yanına yüksek sayıda somut ispatlar getirdi, ne AKPKK, ne Recep Tayyip Erdoğan, ne Cüneyt Zapsu, ne Şahenkler, ne İbrahim Kalın, ne Ülkerler, ne de ismini andığı diğer gizli Yahudi ve CIA-MOSSAD bağlantılı şahıslar, kurumlar, kuruluşlar şikayetçi bile olamadılar. Davacı olamadılar.
Öyle ise adı açıkça verilen şahısların, kurumların, özel kuruluşların şikayetçi bile olamadığı, kendini bile savunamadığı ve hukuk sistemlerinin bile müdahil olamadığı, suç diyemediği gerçekleri dillendirmek için Siyonizmin Facebook'unu razı etmek, ondan izin almak zorunda mıdır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları?
Bu Facebook kimdir? Basın savcısı mıdır, ceza mahkemesi midir, Anayasa mahkemesi midir, Yargıtay mıdır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi midir? Facebook'a böyle keyfi davranma, işine gelmeyen, Amerika ve İsrail menfaatlerine darbe vuran paylaşımları "Kullanım koşulları" bahanesi ile ve çok mühimdir ki kullanım koşullarının hangi maddesini ihlal ettiğin bile yazmadan, itiraz hakkı bile vermeden kaldırma hakkını kim, kimler vermektedir? Türkiye'de bu kadar yetkili adli makam neden on milyonlarca T.C. vatandaşın maruz kaldığı bu Siyonist zorbalığa, hukuksuzluğa, sansüre ve vatana ihanet suçu kapsamında derhal yargılanması gereken kişilerin böyle hukuksuzca koruma altına alınmasına müdahale etmez ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmez?
İşte Facebook'un kaldırdığı ve aşağıya alıntılayacağımız Mehmet Fahri Sertkaya yazısını okuyunca bunlara zihninizden cevaplar bulacaksınız:
Siyonizme, Yahudilere, CIA'ya, MOSSAD'a, BOP'a, Büyük İsrail Projesine, İçimizdeki İsrail'e, İçimizdeki Ermenistan'a sattınız. Bu milletin, bu devletin düşmanlarına sattınız. Dağlar kadar borca batırdınız bu projeler gereği bu milleti ve devleti... Bu arada İsviçre'deki gizli hesaplarınıza da yüz milyar dolarla haram para stokladınız. Bu onursuz harp kaçkınlarına bedava ev, karşılıksız maaş, elektrik, su, doğalgaz ve hizmet verdiniz, çocuklarını sınavsız üniversitelere aldınız ve bu milletin evladına ise acımadınız, iki ay faturasını ödeyemeyenin elektriğini, suyunu, gazını kestiniz, yetmedi dava açıp haciz gönderdiniz. Gâvur askeri yerine koydunuz, acımadınız. Kendinizden saymadınız. Hasım bildiniz. Kandırdıkça kandırdınız. Bu millete faturaları bile 3-5 katı gönderdiniz/gönderiyorsunuz bu ihanet projelerine hizmet etmek için... Batırdınız, bitirdiniz milleti de devleti de...


Halep bile yüzde sekseni Sünni Müslüman olan Suriye devleti ordusunun eline geçti, bütün yalanlarınız, iftiralarınız, ihanetleriniz gün gibi, güneş gibi meydana çıkacak ve haftalarca, aylarca tartışılacaktı, siz günlerce her yeri patlattınız, tek patlamada yüzlerce polisimize kıydınız, tek patlamada onlarca askerimizi parça parça ettiniz ve gündemi kontrol ettiniz. Üstüne dalga geçer gibi, bu acılar üzerinden başkanlık propagandası yaptınız. Üstüne bu millet ile dalga geçer gibi, Halep'te sanki katliam varmış gibi, sanki Halep halkı orduyu sevinç göz yaşları ile karşılamamış gibi, bu milleti bir daha aldatıp, emir eri yaptığınız yüz bin küsur kişilik maaşlı namaz kıldırma memurlarını da kullanarak, bu milletten devasa miktarda yardımlar topladınız. Hala bu paraların nereye nasıl gönderildiğini izah da edemediniz. Şimdi Halep bile rejimin eline geçmişken, nüfusunun yüzde 90'ı Sünni Müslüman olan Halep'te, devletin ordusu sözde mücahid gösterdiğiniz, özde itikadı ve niyeti bozuk vehhabi/selefi kiralık teröristlerinizi temizledi diye, halk şükür secdelerine kapanmışken, siz bu fırsattan istifade ülkemizdeki bu bedavacıları göndermek yerine bir de millete rağmen, milletin iradesine rağmen, milletin nerede ise tamamı "Yeter. Artık ülkelerine gitsinler. Suriyeli istemiyoruz. Bu haksızlıklar içimizi acıtıyor" dediği halde, hukuka, adalete rağmen taktik taktik sınırlarımız içinde tutuyorsunuz ve yine milletle dalga geçer gibi bir de vatandaşlığa alıyorsunuz.
Bunu sadece kendinize yeni seçmenler üretmek için değil, BOP bitmesin diye, Büyük İsrail Projesi tarihin karanlık sayfalarındaki yerini almasın diye yapıyorsunuz. Bunu bu milletin menfaati için yapmıyorsunuz. Bütün bunlara da mazeretler üretiyorsunuz, "Suriyeliler arasında üstün vasıflı ve eğitimli, devletimize katkı sağlayacak kişiler var" diyorsunuz ama nerede vasıfsızı varsa onları alıyorsunuz. Bu kadar senedir, Suriyeli doktorlar, akademisyenler, mühendisler, araştırmacılar, sanatçılar verdiğiniz karşılıksız maaşa, eve/barınağa, elektriğe, gaza, gıda yardımına, indirim kartına rıza gösterip yaşıyor, birini bile kıymetlendirmediniz, "Sen gel hem aldığın maaşı hak et, hatta daha fazlasını kazan. Onurlu yaşa. Hem de mesleğini icra et, hem de sana kucak açan bu kardeş millete vefanı göster" demediniz. Bu millete yalan söylemekten, bu devlete ihanet etmekten bir an olsun geri durmuyorsunuz. Bütün yalanlarınız, bütün suçlarınız, petrol kaçakçılığınız, organ kaçakçılığınız, fuhuş için genç kız ve kadın kaçakçılığınız, uyuşturucu ve özellikle bonzai kaçakçılığınız, silah kaçakçılığınız, Suriye hakkında abartısız binlerce kere yalan resmi açıklamalar yaptığınız, kimyasal gazlarla sözde muhaliflerle birlikte toplu katliam yapıp Esed'in ve ordunun üzerine attığınız, bu pislik kiralık teröristleri sınırlarımız içinde besleyip eğittiğiniz, Afyon'daki cephanelikten akşam üstü karanlıkta, tecrübesiz erler ile IŞİD'e silah ve mühimmat kaçırırken patlamaya sebep olduğunuz ve daha saymakla bitmez suçunuz, ihanetiniz, hepsi ama hepsi somut deliller ile ispatlı...
![]() |
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









