suriye sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suriye sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2017 Salı

Türkiye'nin Milli Güvenlik Kurulu'nda ve diğer kritik öneme sahip kurumlarında, hiç gerçek Türk ve Müslüman var mı? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, akp'nin gerçek yüzü, ibrahim kalın, aladağ yurt yangını, cia, numan kurtulmuş, gizli yahudiler, sabetaycılar, mevlüt çavuşoğlu,

Trump'ın güvenlik kurulu, halkı ve ordusu ile yüzde 80 küsur oranında Sünni Müslüman olan ve BOP yani Büyük İsrail Devleti projesine karşı yıllardır kahramanca direnen Suriye'nin bombalanmasını görüşüyor.


Manzara sizi şaşırtmasın, çünkü an itibari ile Türkiye'nin güvenlik kurulunda da aynı manzara hakim. Türkiye'nin başında nerede ise hiç Türk ve Müslüman yok

Gördünüz, duydunuz, bu bombalamadan sonra, Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş'un en sivri Siyonistlerden bile daha Siyonistçe çıkışlarını ve maalesef ülkemiz adına bir yetkili sıfatı ile konuştuklarını... 

Başka ülkelerden bile "yuh" çektiler ve bu hareketine "sazan gibi atlamak" ve "Demek ki bu fırsatı kolluyormuş' yorumunu yaptılar ve bu adam hala görev başında... Ve hala sözde Türk ve özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basının rahatsızlığı yok. Hiçbir şey olmamış gibi haberler yapıyor. Aksin bunları nasıl kollayacaklarının telaşındalar. 

Dahası, 'Türk ordusu Kürdistan dağlarında işgalci konumundadır" şeklinde cümlelerin bulunduğu bir paçavrayı imzalayan Kürt kökenli olup, Kürt Yahudisi olduğu da iddia edilen Mevlüt Çavuşoğlu da, Hamas'ın ezilip, Siyonist, zalim ve katliamcı İsrail'in korunması maksadı ile, tam bir Siyonistçe davranış sergiledi. Bu uğurda dünyaya Hamas adına kasten, Türkiye'nin ve Müslümanların hiçbir menfaati olmadığı halde "yalan" açıklamalar yaptı ama neyse ki Hamas dik durup, maalesef hala hiçbir şey olmamış gibi o bakanlık koltuğunu işgal eden ve derhal vatana ihanet kapsamında yargılanması gereken Çavuşoğlu'na ezilmedi, rest çekti, gerçekleri ve yalanları dillendirdi. 

Hala 'Gölge CIA' denilen, CIA raportörü olan, İbrahim Kalın, eşek etinden sucuk satarken suç üstü olup da Tercüman gazetesine manşet haber olduğu iddia edilen sözde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baş danışmanı olarak olduğu yerde duruyor. 80 milyonun önünde, çalınmış bir referanduma dair, kendisinin de inanmadığı iddiaları, 80 milyon inansın diye konuşuyor, yazıyor. Bunları bu kadro, kim için, ne için yapıyor?

Başta Erdoğan olmak üzere, AKPKK'nin üst kadrosunun, vatana ihanetlere kadar varan suçlarının hepsinin somut ispatları elde mevcut. 'Bulamadık' diyenler varsa, bizde hali hazırda mevcut hepsi... Böyle bir durumda bazı sözde hakimler, savcılar hala bunlara müdahale etmek yerine, Akademi'nin web sitelerine müdahale etmeyi uygun görebiliyor.

Alayına rest çekiyoruz. Bu hukuksuzları ve hukuksuzlukları tanımıyoruz. Biz devletimizin otoritesine, yargının otoritesine saygılıyız. Bu suç batağındaki kadronun keyfine ve gerçekleri gizlemek için yargıyı kontrol altına almalarına saygı duymuyoruz ve sessiz de kalmıyoruz. 

Biz suç işlemiyoruz. Vatan müdafaa ediyoruz. Biz ne iddia ediyorsak, ispat da edebiliyoruz. Geçen sefer yazmıştık "Bir terbiyesizlik ve hukuksuzluk ve keyfilik daha yaparsanız, bunu yanınıza bırakmaz, hukuki sınırlar dahilinde hesabını en sert şekilde sorarız" diye... Şimdi ellerinden geleni artlarına koymasınlar. 

Biz bu kadar suça, bu kadar ispata rağmen ve devlet ve millet toptan ateşe atılıyorken, susmayız. On milyonlarca kişiyiz ve hesap sormaya devam edeceğiz. Bu vesile ile, söz verdiğimiz gibi Aladağ yangınından sonra sergilenen insanlık dışı pusuların, adiliklerin, planların intikamını da işte böyle hukuki sınırlar dahilinde alıyoruz. Basın ve medya personelini de ikaz etmiştik. Onları da son kez ikaz ediyoruz. Hepsini isim isim, cisim cisim biliyoruz. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin ne haltlar çevirdiğini biliyoruz. 

Bu kadar suçlarını ispat ettiğimiz ve "Arkamızda Reis var. AK parti var" diye diye her haltı eden pislikler sürüsüne dokunmayıp, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün emrine gönül rızası ya da tehdit ve şantajla giren savcı ve hakimleri de uyarıyoruz: 

Yanlış yapıyorsunuz. Yol yakınken dönün çünkü çok yakında bu kadro yargılanırken, arada siz de mutlaka yargılanırsınız.

11 Ekim 2013 Cuma

Sabetayist Adnan Oktar çetesi, Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakı kurmak istiyor ve kedicikler konuşuyor.

aylin kocaman
aylin kocaman

[Köşeli parantez içindeki eklemeler Akademi Dergisi tarafından yapılmıştır.]
Adnan Hoca'nın "kedim" diye seslendiği Aylin Kocaman İsrail haber sitelerinden Jerusalem Online sitesine roportaj verdi.
Rachel Avraham tarafından yapılan röportaj "Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakının kurulması gerekir" başlığı altında verildi.
Röportajda Aylin Kocaman, Türkiye-İsrail ittifakının Esad için çok büyük bir tehlike arzedeceğinden bahsederek, Suriye için alınması gereken ilk tedbirin, Türkiye liderliğinde oluşturulacak "İslam Barış Gücü" nün ABD ve diğer batılı ülkelerin desteğini de alarak Suriye'ye yardım amaçlı girmesi olduğunu ifade etti. [Asil kadrosunun tamamının Sabetayist Yahudiler ve diğer çift kimlikli kripto Yahudiler olduğunu isim isim ispat ettiğimiz ve nihayet uzunca inkar süresinden sonra, Lider Adnan Oktar'ın da gerçekte bir gizli Yahudi olduğunu itiraf etmek zorunda bıraktığımız bir çetenin... Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin "çete" dediği bir Adnan Oktar çetesinin, bir de İsrail basını ile böyle bir münasebete girmesi, bu kritik zamanda böyle bir gayret içine girmesi çok dikkat çekici değil mi? Bütün bunların yanına, bir de aynı çeteye mensup başka kadınların, mesela yine Sabetayist bir aileden gelen Ayşe Hüma Babuna'nın, başka birisi üzerine kayıtlı bir cep telefonu numarası kullanarak ABD büyükelçilikleri, İsrail numaraları, MİT, Terörle Mücadele Şubesi, İçişleri eski bakanı Abdülkadir Aksu'nun direkt cep numarası ve daha pek çok yerli yabancı kurum ile iletişim halinde bulunduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmiş olduğunu göz önünde bulundurursak her halde neyin ne olduğu, kim saman altından nasıl su yürüttüğü daha net anlaşılabilir.]

Rachel Avraham'in Aylin Kocaman ile yaptığı röportaj üzerine hazırladığı analiz yazısındaki bazı bölümler şöyleydi: 

Bu güne değin en çok tıklanılanlar