13 Temmuz 2013 Cumartesi

Yahudi Şeriatının menbaı; HALAKHA

yahudi
yahudi


"Yahudi şeriatı"nın kaynağı "Halakha"dır. Halakha, hahamların "bir Yahudi nasıl yaşamalı" sorusunun cevabını en ayrıntılı biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni eklemelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik Yahudiliğe göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini öğrenmek için Tevrat'a ya da Eski Ahit'in öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunlar, sıradan insanlar tarafından anlaşılamazlar çünkü. Bunların anlamını sadece hahamlar kavrar ve Yahudi toplumu da dini onlardan öğrenir. Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin toplandığı kaynaktır. Halakha'nın en önemli kaynağı ise, "Talmud" adı verilen çok ciltli bir kitaptır.

Talmud'un büyük bölümü, Yahudi olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan buldukça da bu kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir.

Öncelikle, İslamiyet ve Hıristiyanlığa karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud yazarlarının tüm yeryüzünde şiddetle karşı oldukları insan Hz. İsa'dır. Yine Talmud'a göre, Yahudiler ellerine geçen İncil'leri, eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler.

Talmud'un Yahudi olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler şöyledir:

Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir. (Tractate Berakhot, sf. 58b; Jewish History, Jewish Religion, Israel Shahak, sf.23.)

Yahudi şeriatının temeli kabul edilen Talmud'un büyük bölümü Yahudi olmayanlara karşı kin ve öfkeye teşvik eder.

 Talmud yazarlarının en büyüklerinden olan Maimonides, bir Yahudi olmayanın hayatının kurtarılması konusunda da önemli hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri şöyledir:

Kendileriyle savaş halinde olmadığımız Yahudi olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi olmayanın denize düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır. (Maimonides, Guide, "Murderer", 4, 11; Israel Shahak. Jewish History, Jewish Religion, sf.80)

Maimonides'e göre, bir Yahudi doktorun bir Yahudi olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir noktaya değinir: Eğer Yahudi bir doktorun bir Yahudi olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler'e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir. (Guide, "Idolatry", Maimonides, 10, 1-2; Israel Shahak. Jewish History, Jewish Religion, sf.80-1)

 Talmud'un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides'in ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde şöyle yazar:

Türklerin bir kısmı ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan daha çok insana benzemektedir. (Guide Kitap III, Maimonides. Bölüm 51; Jewish History, Jewish Religion, Israel Shahak, sf.82)

> Haham Sofer, Responsum adlı Talmudik çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında ilginç yorumlar yapar. Buna göre, bunlar"Başka İlahlara tapan putperestlerdir ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri doğrudur". Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek kabilesine benzetir. (Jewish History, Jewish Religion, Israel Shahak, sf.84) Eski Ahit'te Amalekler hakkında verilen hüküm ise şöyledir:

> Orduların Rabbi şöyle diyor: Amalek'in İsrail'e yaptığını, Mısır'dan çıktığı zaman yolda ona karşı nasıl durduğunu arayacağım. Şimdi git, Amaleki vur ve onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür. (I. Samuel Bölümü, 15:1)


>  Talmud'un cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir. Eğer bir Yahudi erkek, bir Yahudi kadınla evlilik dışı bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi olmayan ise, bu kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi olmayan bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun arkasında yatan mantık ise, Yahudi olmayan kadının her durumda "baştan çıkarıcı" sayılmasıdır. Kadın, "bir Yahudiyi günaha sokmuş" olduğu için ne olursa olsun birinci dereceden suçlu sayılmaktadır. (Guide, "Prohibitions on Sexual Intercourse", Maimonides, 12, 10; "Goy", Talmudic Encyclopedia; Israel Shahak, Jewish History, Jewish Religion, sf.87) Nitekim Maimonides, Yahudi olmayan tüm kadınlar için "N.Sh.G.Z." kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice'deki "niddah, shifhah, goyah, zonah" kelimelerinin baş harfleridir. Kelimelerin anlamı ise şudur: "Kirli, köle, Yahudi olmayan, fahişe" (Maimonides, Guide, "Prohibitions on Sexual Intercourse", 12, 1-3; Jewish History, Jewish Religion, Israel Shahak, s.87)

Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasındaki mal mülk ilişkileri hakkında da Talmud'un önemli hükümleri vardır. Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu fark ederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi olmayan ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi olmayana hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudilere maddi kar getirebilecek hediyelere -bir başka deyişle rüşvetlere- izin verirler.) Alışveriş sırasında Yahudi olmayanlara hile yapmak ise, eğer "dolaylı" yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla fazla para verdiğini fark ederse, "senin yaptığın hesaba güvendim, benim saymama gerek yok" demelidir. Böylece eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu duruma düşmez. (Jewish History, Jewish Religion, Israel Shahak, sf. 88-89)

Bu saydıklarımız, Talmud'un Yahudi olmayanlara yönelik düşmanca hükümlerine yalnızca birkaç örnektir. Yahudi geleneğinin bu geleneksel "şeriat kitabı" araştırıldığında, buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Ancak bu birkaç örnek bile, "Yahudi ideolojisi"nin içeriği hakkında fikir sahibi olmak için yeterlidir.

Söz konusu "Yahudi ideolojisi", Tevrat'ın ve Eski Ahit'in diğer kitaplarının hükümlerini de kendi düşüncesine göre yorumlamakta ve çarpıtmaktadır. Örneğin Hz. Musa'ya verilen "On Emir"den sekizincisi olan "Çalmayacaksın" (Çıkış Bölümü, 20:15) hükmü, "bir Yahudiyi çalmamak" (yani kaçırmamak ya da rehin almamak) konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal değil de insan "çalmak" şeklinde yorumlanmasının nedeni, "On Emir"in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi olmayanların rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir eylemdir. (Çıkış Bölümü, sf.36)


"Kardeşini kendin gibi seveceksin" (Levililer Bölümü, 19:11) hükmünün yorumlanması da aynı şekildedir; "kardeşler" yalnızca Yahudilerdir. Nitekim bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi olmayanın hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır; "çünkü o senin kardeşin değildir." (Levililer Bölümü, sf.37)

Yahudilere yönelen antisemitizm uygulamalarında, Hıristiyan toplumların bağnazlığı ve barbarlığının yanı sıra, üstte açıkladığımız hükümlerde ortaya çıkan "Yahudi ideolojisi"nin de bir rolü olduğuna dikkat etmek gerekir.

DÖNMELİK

Yahudilerin bu nedenlerden dolayı içinde bulundukları toplumdan aldıkları tepki, İspanya'da eski yöntemleri geliştirip yeniden uygulamalarına yol açtı. Bu "dönmelik" sistemiydi. Yahudi dinini terk edip Hıristiyan olduğunu ilan eden on binlerce Yahudinin tamamına yakını bundan sonra bu iki taraflı sistemi uygulamaya başladılar. Bu kimlik sayesinde daha rahat faaliyet gösteren Yahudiler, devlet yönetiminde önemli noktalara geldiler.

"Yahudiliklerini gizlice devam ettiren bir Yeni Hıristiyan kesimi meydana geldi ki bunlar çok kısa süre içinde devletin (İspanya Devleti) kilit noktalarına yerleştiler. Bu 'dönmeler'i diğer Hıristiyan kesimden ayıran özellik, koşullardan dolayı dışarıya Hıristiyan görünüp evlerinin içinde -gizlice- Yahudi olarak yaşamaya devam etmeleriydi... Bu gruba dahil kişiler, yeni kimlikleri sayesinde, devletin en üst düzeylerinde görev almayı başarmışlardır." (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevilla-Şaron, sf.27)

"Yahudiler, Hıristiyanlığa döner dönmez üzerlerindeki baskıdan kurtuldular ve birkaç senede nüfusun en zengin kısmı haline geldiler. Daha da ilginç olanı, devlet memuriyetlerinde görev aldılar. Bazıları asil ailelerle evlendiler. Ülkedeki kargaşa dönemlerinde fakirleşmiş olan aristokratlar, Yahudilerle evliliğin getireceği zenginlikten hoşnuttular. Dönmeler kiliseye bile girmişlerdi." (The Rise of Spanish Inquisition, Robert Hale, sf.107)

Bütün bu gelişmelerin ardından Yahudilerin İspanya'dan sürgün olayı yaşandı. Kimin samimi Hıristiyan, kimin göstermelik Hıristiyan olduğunu belirlemek üzere Engizisyon Mahkemeleri kuruldu. Engizisyon Mahkemeleri ise, Avrupa'nın tarihine, vahşetin had safhalarda yaşandığı, karanlık bir sayfa olarak geçti. Bunu takiben 31 Mart 1492'de Kral Ferdinand ve Kraliçe Isabella, Yahudilerin İspanya'dan kovulmasına dair fermanı ilan ettiler ve bu ferman Mayıs 1492'de yürürlüğe kondu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seviyesiz ve samimiyetsiz yorumlar onaylanmaz. Küfür, hakaret, karalama içerikli yorum yapanlar hukuka sevk edilir. Yorumlardan hukuken yorumcular sorumludur.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar