19 Haziran 2017 Pazartesi

Kim bu Oda TV'ciler? Kimden yanalar? Güzel hikaye ama yemeden doyduk. Çünkü... | Mehmet Fahri Sertkaya

adnan oktar, akademi dergisi, içimizdeki ermenistan, masonlar, Mehmet Fahri Sertkaya, sabetayistler, sadettin tantan,ramazan ayvallı, satanistler, yankı büyüksezer,


GÜZEL HİKAYE AMA YEMEDEN DOYDUK. Çünkü...

1- Olayın kahramanı Yankı Büyüksezer. Yankı Büyüksezer ismi tipik bir gizli Yahudi kriptolojisi örneği.

2- Olayın geçtiği Akmar, Türk görünen zengin gayr-i müslim ailelerin fırlama ve ayardan çıkmış hatta yer yer psikopata bağlamış, polis/devlet ve toplum için baş belası olmuş, ne zaman ne yapabileceği kestirilemeyen çocuklarının toplaştığı bir yer. Satılan kitapların, dergilerin, tabloların, eskisinin yenisinin, hemen hepsinin ortak özellikleri; pervasızca çıplaklık, sol silahlı terör örgütlerinin fikri/zihni alt yapısını oluşturan eserler, Satanistlerin, Siyonistlerin, aşırıcı gizli Hristiyan örgütlerinin/tarikatlarının sembolleri ve öğretileri ile dolu kitaplar, tablolar, el eşyaları, takılar v.s.

Buna rağmen şahsın, bu yazısında, olay yerini anlatımı, daha baştan art niyetli olduğunu gösteriyor. Sanki sadece korsan CD satılan bir yermiş gibi anlatabiliyor.

3- Kendilerine Musevi denilen Yahudilerin itikatlarının temeline bakıldığında, aslında Allah'a değil, lanetli şeytana ibadet ettikleri, onu efendi/rab gördükleri, kendilerini Adem ile Havva'nın evlatları değil de haşa Şeytan ile Havva'nın münasebetinden gelen insan üstü bir soy gibi gördükleri anlaşılıyor.

Yahudilerin haricindeki diğer bütün ırklardan olan insanların Adem ile Havva'nın evlatları olarak kendilerinden aşağıda olduklarına inandıkları, onlara goyim dedikleri, goyimleri kır hayvanları gibi gördükleri, goyimlere her ne yaparlarsa yapsınlar dünyada ahirette bir vebali/cezası olmadığına inandıkları görülüyor. Bu kısmı açıp izah etmek saatlerce sürer ama Satanizm ile Yahudi dini arasındaki ortaklık/aynılık onlarca yıldır çok ciddi eserlerde mukayeseli/karşılaştırmalı olarak işleniyor. Herhangi bir inançtan ve görüşten her medeni ve dürüst karakterli insan, bu hususu böyle eserlerden/araştırmalardan istifade ile hakkaniyetle inceleyip, ekibi arasında çok sayıda gizli Ermeni ve gizli Yahudi bulunan Oda TV'nin bu saçma sapan, ilk intibada bile samimiyet izi göstermeyen ve ilk cümlelerinden sonrası okumaya değmez yazıyı neden paylaştığını zihninde sorgulayabilir.

Ayrıca İslam dininin hak peygamberi olan İsa aleyhisselamın şeriatı olan İseviliği ve hak kitabı olan İncil'i bozup ayarından çıkartanlar, bozuk bir din olan Hristiyanlığa dönüştürenler de Yahudilerdir. Yoldan çıkarttıkları bu insanların inançları arasına, bozulmuş İncilleri arasına, türlü sapıklıklar ekleyenler de Yahudilerdir. Haç, gamalı haç, beşgen, altıgen çeşitli semboller dahil Hristiyan sembolü olarak bilinen işaretlerin tamamına yakını aslında Yahudi sembolleridir. Ayardan çıkartılan bu Hristiyanların arasında oluşan Tapınak şövalyeleri ve benzeri gizli oluşumlar hem Masonluğun temelini teşkil eder hem de inançları, ayinleri, sembolleri, bu gün Satanist denilenler ile çok aşırı derecede benzer.

4- Türkiye'de hiç satanist bulunmazmış gibi cümleler bile kurabilmiş. Tek başına bu iddiası bile bu şahsın bu yazıyı ne kadar art niyetle yazdığını anlamaya yeter. Türkiye'de adına "Satanist" denmese de yüzlerce yıldır Satanistler bulunuyor. Onlarca yıldır da adına "Satanist" denilenleri bulunuyor. Çok sayıda kaynağa geçen, hatta Osmanlı devleti zamanında tutulan adli tutanaklar ile yargılama zabıtlarına bile uzanan/dayanan İğneli fıçı ya da nam-ı diğer mayasız bayramı hadiseleri, Satanistçe ve sadistçe eylemlerdir. Oradan bu zamana kadar benzeri çok yüksek sayıda sadistçe cinayet vardır. Son zamanların en bilinen örneği ise Münevver Karabulut cinayetidir. Bu bir aşk cinayeti, bir intikam cinayeti v.b. değildir. Satanistçe ve sadistçe bir eylemdir. Maktulenin öldürülüş şekli bir ayin/ritüel iledir. Fail/katil Cem Garipoğlu da tabii ki bir gizli Yahudi ailenin, insanlıktan çıkmış, baş belası olmuş Satanist cani bir evladıdır. Maalesef hala bunlardan ülkemizde yüksek sayıda var ve kendilerini Türk ve Müslüman olarak gösteriyorlar. Bunlardan, 'Türk basını/medyası' denilen ama tepeleme gizli Ermeni, gizli Yahudi ve Mason dolu olan basın ve medyamızda da var.

Bunlar, polisin Akmar'ı basınca tespit etmeye çalıştığı, alıp toplum dışı yapıp zararından emin olmaya ve milletimizi korumaya çabaladığı tipler. İzah ettiğim gibi, hem Yahudi dininin temeli de bu, hem de Yahudilerin/Siyonistlerin dünya hakimiyeti kurmak ve nüfusları az olduğu için bu uğurda Yahudi olmayanları da kullanmak için tesis ettiği Masonluğun temeli bile bu... Yani Satanizm ile aynı inançlar, aynı eylemler. Aynı, kedilere kadar çok çeşitli hayvanları sadistçe parçalayan Satanistler gibi keçi keserek ayin yapan 33. dereceli masonların görüntüleri Türkiye'de ilk defa yayınlandığında, bu aslında dünyada bu dereceden olan masonların gizlice çekilmiş ve yayınlanmış ilk ayin görüntüleriydi. Bu hususu açıp izah etmek de çok geniş yer ve zaman ister ama özetle;

➥ Masonların "Kainatın ulu mimarı' dedikleri kişi Şeytandır.

➥ 'Her şeyi gören göz' de şeytandır.

➥ Kurban edilen hayvanlar şeytana kurban edilir. İnsanlar da...

➥ Çömez masonların kafası karışmasın, daha yolun başında Masonluğu terk etmesinler diye şeytana hep 'Kainatın ulu mimarı' denir. Bazı kaynaklardaki iddialara göre 'Kainatın ulu mimarı'nın Şeytan olduğu, Masonlara 17. dereceden sonra söylenir. 17. derecenin altında olanlara söylenmez. Onlara 'Masonluk kimsenin dinine, mezhebine, ırkına karışmaz. Bu yönde baskı yapmaz. Bunlarla ilgilenmez. Sevgi, dostluk, kardeşlik' masalları anlatılır.

Bununla birlikte Türkiye'de onlarca yıldır, tam anlamı ile Satanist tarikat olarak sınıflandırılan örgütlenmeler de mevcut ve bunlara mensup olanların büyük çoğunluğu da gizli Yahudi ve gizli Ermenidir. Elde somut bir ispat yok. Bir suçlamada bulunamam. Lakin Büyüksezer de onlardan biri olabilir. Adli makamlar bunun üzerine düşmelidir.

2002 yılında art arda Satanist cinayetleri işlendiğini, Satanist intiharları yaşandığını hatırlıyorum. Bizim mahallemiz İstanbul'un çok sayıda zengin gizli Ermeni ve Yahudi ailesinin yaşadığı bilinen semtlerinden birinde olmadığı halde, 2002 yılında bizim mahallemizde bile, Satanizme kaydığını ailesinin ve bütün çevresinin bildiği genç bir kız intihar etmişti, o da basında ve medyada yer almıştı ve uzunca süre zihinleri meşgul etmişti. Dolayısı ile gizli Yahudi ve Satanist olması ihtimali yüksek olup, bunu bunca yıl sonra bile inkar ediyormuş ve kendini temize çıkartmak istiyormuş gibi düşünmemize sebep olacak şüphe çekici tavırlar sergileyen Büyüksezer'in 'Türkiye'de satanist ne arar' tarzındaki çıkışı da çok art niyetli duruyor.

5- Büyüksezer'in, polislerin Akmar'dan itibaren tavırlarını, kendi aralarındaki konuşmalarını ve kendisi ile konuşmalarını anlattığı kısımlar, iyi bir mizah gayreti olarak değerlendirilebilir ama akl-ı selim hiç kimsenin inanacağına ihtimal veremem. Aşırı derecede abartılı sahneler ve diyaloglar bu yazdıkları... İnanmak/katılmak mümkün olmayan diğer sözlerine benziyor.

Bahsettiği tarihlerden çok önce, Emniyet birimlerinin Satanist tarikatlar, Selefi terör örgütleri, Hizbulvahşet, Misyoner örgütler, Yehova şahitleri ve benzeri gizli kapaklı diğer örgütlere dair; bunların itikadi temelleri, tarihi arka planları, neye nasıl inanıp nasıl değerlendirdikleri, en belirgin özellikleri, hangi durumda neye karar verebileceklerine dair çok sağlam eğitimlere tabi tutulduklarını biliyorum ve bunun yer yer basına bile yansıdığına şahidim. Hatta bunlardan Hizbulvahşet ve Selefi terör örgütlerine dair eğitimi, Emniyet'in ilgili birimlerine, Prof. Dr. Ramazan Ayvallı vermişti ve basında yer bulmuştu. Hatta Türk görünen Sabetayist ve gizli Ermeni basın ve medyamız bundan rahatsızlık duymuş, bir ilahiyatçının Emniyet birimlerine eğitim vermesini sanki bir skandalmış gibi göstermeye çabalamıştı.

Özellikle, 33 dereceli Mason Süleyman Demirel'in şiddetli muhalefetine rağmen İçişleri bakanlığına getirilen ve 29 Mayıs 1999 ile 6 Haziran 2001 tarihleri arasında İçişleri bakanlığı yapan, Emniyet kökenli olan ve Emniyet müdürlüğü yaptığı dönemlerde herkesin cesaret edemediği operasyonları yapmışlığı ile bilinen Saadettin Tantan'ın daha önceki, çoğu Sabetayist olan İçişleri bakanlarının pek cesaret edemediği operasyonlara, İçişleri bakanı iken de cesaret ettiğini biliyorum. Suç nedir, terör nedir bilmeyen İslam tarikatları ile uğraşmak yerine, kimliğini gizleyen azınlık unsurların mensup olduğu gizli kapaklı örgütler ve klikler ile uğraştığını biliyorum.

Hatta suçludurlar, suçsuzdurlar o ayrı konu ama Mason ve Yahudi olduğunu ısrarla gizleyip, kendisine Mason ve gizli Yahudi diyen binlerce Müslüman gence davalar açıp cezalar aldıran, sonra yine de çaresiz kalıp Masonluğunu ve Yahudiliğini itirafa mecbur kalan, bu defa Masonluğunu ve Yahudiliğini övüne övüne açıklamaya başlayan ve hala "Adli kurumlara yalan beyanda bulunmak" ve çok sayıda kişinin suçsuz yere cezalar almasına sebep olmak suçlarından yargılamaya bile tabi tutulmayan Adnan Oktar'a ve çevresindeki çoğunlukla Sabetayist Yahudi ve Mason olan ekibe yapılan operasyon da Tantan zamanında olmuştu. T.C. tarihinin en büyük polisiye terör operasyonu olduğu söylenmişti. 2 bin kadar polis aynı anda operasyona katılmış, 50 kadar farklı adres aynı anda basılmış, operasyon gayet 'sert' bir ayarda yapılmıştı. Kendisinin de Sabetayist Yahudi olması kuvvetle muhtemel olan Büyüksezer, daha önceki bakanlar zamanında, bir Sabetayist ve Mason dayanışması sonucu Satanistlere operasyonlar yapılmayışını, devlet gücünün Sabetayistlere, Masonlara, gizli Ermeni ve gizli Yahudi örgütlenmelerine, Satanist tarikatlara, Misyoner tarikatlara, Tapınakçılara karşı değil de tuhaf şekilde hep İslam tarikatlarına karşı kullanılışını da kendince değerlendirip "Ne arar Türkiye'de Satanist" mealinde cümleler kuruyor da olabilir.

Şu yazdıklarına abartısız günlerce, haftalarca yazılı, sözlü itiraz edilebilir, yanın delil/kaynak/şahit getirilebilir, çok geniş geniş değerlendirilebilir ama söz çok uzar, geçmiş yıllar boyunca anlattıklarımızı tekrar tekrar anlatmak da gerekir ve onca şeyi kısaca anlatmaya, hatta kısaca özetlemeye bile imkan yok.

Son sözler olarak şunlar söylenebilir ki, bu memleketin asli unsurundan Müslüman ve Türk bir T.C. vatandaşı olarak, bu eğitimlere tabi tutulmuş bir Emniyet personeli olsam, art arda yaşanan intiharlar ve sadistçe cinayetler sonrasında vazifelendirilen bir amir olsam, bu gün bile ilk olarak gideceğim yerler Akmar pasajı gibi yerler olur. Şüpheli bulup göz altına alacağım kişiler, Büyüksezer gibi kişiler olur. Orada kimliğini istediğim Satanist tarzı ile giyinmiş birinin soy adının Büyüksezer olduğunu görsem, bu kadar cıvık davranışlar sergileyen, ciddiye alınmaz biri olduğunu da görsem, derhal göz altına alırım. Ailesini, akrabalık bağlarını, arkadaşlık bağlarını didik didik ederim. Milletine, devletine karşı sorumlu her yetkilinin yapacağı şey de budur. Onu polis aracına aldıktan sonra gülerek, haz duyarak basın mensuplarına el sallamasını da, onun anlattığı gibi yorumlayamam. Zaten bu hususu tevil etmek için yazdıklarına da aklı başında kimse inanmaz, itibar etmez. Göz altı yaptığımda, ifadesinin alınması sırasında da, bu söz konusu yazısındaki son derece tutarsız ve şüphe çekici tavrı/tarzı sergilese, ek göz altı süresi alır, kolay kolay bırakmam.

Bence şu anda kendisi de avukat olan Büyüksezer'e yapılan operasyon, muhtemelen aralarında avukatların da bulunduğu aile çevresinin bağlantıları, kendi deyimiyle "küçük bir network"ün muhtemelen çok büyük bağlantıları sayesinde yarım kalmışa benziyor. Bir iddiada ya da suçlamada bulunmuyorum ama böyle olmuş olabilir. Şu anda bile yetkili biri olsam, şu yazısı sonrası kendisine operasyon yaparım. Arkasından çok şeyler çıkacağına dair de kuvvetli şüphe hakim. Ayrıca eş zamanlı bir operasyonu Oda TV'ye de yaparım.

➥ Yaptıkları/faaliyetleri basın faaliyetleri ile sınırlı mı?

➥ Bir haber kuruluşu gibi göründüğü halde çoktan ya da en baştan bu sınırların dışına çıkmışlar ve çeşitli suçlara bulaşmışlar mı?

➥ Bu ülkenin asli unsuruna karşı basın linci yapıyorlar mı, bu maksatla yalan ve maksatlı haber yapıyorlar mı, ya da bu maksatla açıkça göz önünde olan hususları organize bir faaliyetle görmezden geliyorlar mı?

➥ Herkese gösterilmeyen gizli kapaklı bağlantıları/örgütlenmeleri var mı?

➥ Sol Marksist/Leninist ya da Komünist terör örgütleri ile bağlantıları var mı?

➥ İddia edildiği gibi, daha çok gayr-i müslim unsurlardan oluştuğu, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Osmanlı düşmanı, ehl-i sünnet düşmanı oldukları bilinen 'derin devletin ulusalcı kanadı'nın yayın organlarından biri mi?

➥ Bir şekilde 'büyük yazar' olarak tanıtılmış yazarları gerçekten büyük yazar mı?

➥ Bu 'büyük yazar'ların adına basılan kitapların bazıları, gerçekten üzerinde ismi olan kişiler tarafından mı yazıldı, yoksa derin devletin istihbarat ekiplerinin çalışmaları mı?

➥ Devletin istihbaratı, kurumları, ordusu, bürokrasisi, basını ve medyası içine sızmış bir başka paralel devletin ürünü mü?

Her şeyi, iddia edilen her şeyi soruştururum.

Masum olan aklanır, art niyeti, gizli kapaklı bağlantıları ve eylemleri olan, hukuki sınırları aşan eylem ve söylemleri olan da cezasını alır!



Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

12 Mayıs 2017 Cuma

İddialar doğru mu? Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, Sabetayist gizli Yahudi Adnan Menderes'e ve Demokrat Partiye destek verdi mi? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, adnan menderes, adnan menderes yahudi mi, namık gedik, osman bölükbaşı, içimizdeki israil, masonlar, süleyman hilmi tunahan, süleymancılar, süleymanlılar, cemaat, tarikat

Süleymanlılar hiçbir zaman Menderes'i desteklemedi.

Her şey yanlış biliniyor...

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Adnan Menderes'e ve Demokrat Partisine karşı, yani İçimizdeki İsrail'e ve Masonluğa karşı, devasa bir mücadele verdi...

Menderes çokça küstahlaştığı bir anda, asılacağını yüzüne söyledi. Menderes'in kendisi gibi küstah ve İslam düşmanı içişleri bakanı Namık Gedik'in cesedi bir çöp arabasında bulundu... Vakti zamanında Namık Gedik, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin mübarek naaşı Fatih Camii haziresine defin edilmek istendiğinde, bu define daha öncesinden Bakanlar Kurulu izin vermiş olduğu halde mani çıkartmış, engellemiş ve bir de "Açın Karacaahmet'te bir çukur, gömün gitsin" demişti.

Süleyman Efendi hazretleri yakın talebelerine daha en başından "Bu Menderes Müslüman değil" dedi. Menderes üzerinden bu millete çok büyük tuzaklar kuran Siyonistlerin, Masonların ve Sabetaycıların planlarını bozmak için Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) lideri Osman Bölükbaşı'nı destekledi. Adnan Menderes ve onu oynatan Siyonistler ise, Bölükbaşı'ndan o kadar çok çektiler ki, o meclise giremesin diye Kırşehir'i il olmaktan çıkartıp ilçeye çevirdiler.

Saatler sürecek bir gerçek tarih turu için, her işinizi bitirip videoyu açın ve koltuğunuza yaslanın...

27 Nisan 2017 Perşembe

‘15 Temmuz şehidi’ ilan edilen AKPKK reklamcısının yolsuzlukları | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, Recep Tayyip Erdoğan, erol olçak, akp'nin gerçek yüzü, cia, mossad, sabetayistler, gizli ermeniler, içimizdeki israil, murat ülker, dinç bilgin, bülent arınç

AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün, kuruluşundan bu yana reklamcısı olan Erol Olçak ve 16 yaşındaki oğlu, bir darbe tiyatrosu olduğu somut yüzlerce delil ile ispat edilen 15 Temmuz hadiseleri sırasında, İstanbul'da, Boğaziçi Köprüsü'nde halkın üzerine açılan ilk ateş sonucu ölmüştü. Erol Olçak'ın ve oğlu Abdullah Tayyip Olçak'ın cenazesi Altunizade'deki İlahiyat Camisi'nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilmişti. 

Müslümanların nefret ettiği İslamcılar, son dönemde menfaatleri gereği, işlerine geldiğinde, istedikleri herkesi terörist, istedikleri herkesi de kahraman ya da şehit ilan etmeye başladı ve bu tavırları hala tartışmalar çıkartmaya devam ediyor. Akademi Dergisi olarak, yayınlarımızın da tesiri ile İslamcıların aslında ne olduğunun iyice farkına varmış Müslümanları iyice ikaz etmek maksadı ile, 2013 yılında, Sabetayist gizli Yahudi Bülent Arınç ile Mehmet Baransu arasında yaşanmış olan bir tartışmaya temas etmek istiyoruz. T24 haber sitesinde, 12 Kasım 2013 tarihinde yayımlanan haber aşağıdaki gibidir ve fotoğraflar ile parantez içerisinde verilen bilgiler Akademi Dergisi tarafından eklenmiştir (Mehmet Fahri Sertkaya)

Bülent Arınç'tan AKP'nin reklamcısına dava açıklaması

Bülent Arınç, Mehmet Baransu'nun ortaya attığı, Arter Reklamcılık'ın TRT'yi milyonlarca lira zarara uğrattığının görmezden gelindiği iddialarına yanıt verdi


Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü ve TRT ile Anadolu Ajansı'ndan sorumlu isim olan (AKPKK'lilerin büyük çoğunluğu gibi Sabetaycı bir gizli Yahudi olup Deniz Baykal ile de yakın akraba olan) Bülent Arınç, Taraf yazarı Mehmet Baransu'nun ''Erol Olçak'ın reklam şirketi Arter'in TRT'yi milyonlarca dolar zarara uğrattığı ve 'gereğinin yapılması'nın istenmesine rağmen olayın kapatıldığı'' iddiasını yanıtladı. Arınç, AKP'nin seçim ve kampanyalarının da reklamını yapan Arter Reklamcılık hakkında ''firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine TRT Genel Müdürlüğü tarafından dava açıldığını" duyurdu. 

'İlgili firmaya dava açılmıştır'

Arınç'ın Twitter hesabından da duyurduğu, bulentarinc.com.tr adresinde yayımlanan 12 Kasım 2013 tarihli açıklaması şöyle: 

➥ ''Bir gazetecinin önce köşe yazısında, sonra twitter hesabından paylaştığı TRT´nin reklam ihalesini alan firmanın TRT´yi zarara uğratmasına karşın şahsımın herhangi bir işlem yapmadığı ve olayı kapattığı iddiası doğru değildir. İhaleyi alan firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine, TRT Genel Müdürlüğü tarafından ilgili firma hakkında işlem başlatılmış ve Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 19.12.2012 tarihinde alacak davası açılmıştır. Söz konusu 2012/357 sayılı dava devam etmektedir. İlgili haber ve yorumların bu kapsamda değerlendirilmesini diliyorum."

'Arınç'a artık çocuklar bile inanmıyor'

İddianın sahibi Baransu, Arınç'ın açıklaması üzerine Twitter hesabından konuya dair şunları yazdı: 

➥ Sayın Bülent Arınç TRT iddiasına cevap vermiş. Olay yargıda diyerek. Bunu zaten biliyoruz, kurumu zarara uğratanlara 2 ihale nasıl verildi?

➥ Kurumu 150 milyon dolara yakın zarara uğratanları Başbakanlık'tan kim koruyup, aynı ihale ikinci kez verildi? Tekrar soygun için mi?

➥ Başbakanlık çevresi Bülent Bey'e rağmen olayı kapatıp, 2. kez ihaleyi verdiler? Bir kurumu soyuyorlar ama soygunculara tekrar ihale veriliyor.

➥ "Bir Başbakan Yardımcısı" bence artık açıklama yapmamalı. Çocuklar bile inanmıyor açıklamalarına. Durum maalesef bu kendi adına.

Erol Olçak'ın oğlu Abdullah Tayyip

TRT'nin zararı görmezden gelindi iddiası

Taraf'tan Mehmet Baransu'nun gündeme getirdiği iddiaya göre, Erol Olçak'ın sahibi olduğu Arter Reklamcılık, TRT'yi milyonlarca lira zarar uğrattı.

Baransu'nun yazısındaki ilgili kısım şöyle:

➥ Sayın Arınç, TRT’den sorumlu bakan. TRT’nin reklam ihalesi iki yıl önce AK Parti’li bir ajansa verilmişti; Arter Reklamcılık. Erol Olçak.

Ve o ajans TRT’yi milyonlarca lira zarara uğrattı. “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var” denerek, ajans sahipleri hakkında gereğinin yapılması istenmişti.

Ve konuyla ilgili gereken yapılıp, olay kapatıldı.

Sayın Arınç, Başbakan’ın sizi yalanmasından daha önemli olan bu konuyla ilgili de sanırım söyleyeceğiniz birkaç söz vardır.
Tüyü bitmemiş yetim hakkı için.


Müteveffa Erol Olçak kimdir?

1963 yılında Çorum'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Estetik ve Sanat Tarihi Bölümünden mezun olan Olçak, 1987 yılında Arter Reklam Ajansı'nı kurdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde dönemin belediye başkanı, şimdinin sahte diplomalı ve CIA-MOSSAD bağlantılı sözde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın basın danışmanlığı görevini yürüttü.

Olçak, 1999 seçimlerinde Doğru Yol Partisi'nin Türkiye genel seçim kampanyasını yaptı. Siyonistler, Evanjelistler, Masonlar, İçimizdeki İsrail ve İçimizdeki Ermenistan, Türklere ve Müslümanlara çok büyük bir tuzak kurmak niyeti ile, logosu bile yedi kollu Yahudi şamdanı, yani Menorah olan sözde AK Parti'yi kurarlarken, bu sözde parti, özde suç, terör ve ihanet örgütünün kuruluş çalışmaları sırasında, eşek etinden sucuk yapıp satarken suç üstü olduğu ve Tercüman gazetesine fotoğrafı ile birlikte manşet haber olduğu iddia edilen Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi ile birlikte çalışma teklifini kabul etti.


Erol Olçak'ın kendisinin ''yol arkadaşı'' olduğunu ifade eden, gerçek şehitlerimizin cenazesinde nerede ise hiç bulunmayan ve gerçek şehitlerin ailelerinden davacı olan sahte diplomalı sözde Cumhur Başkanı Erdoğan, Olçak'ın oğlu Abdullah TAYYİP'ten bahsederken gözyaşlarına hakim olamadı.

Kuruluşundan itibaren, göz önünde olan bütün yolsuzluklara, hırsızlıklara, kamu kurumlarının peşkeş çekilmesine, ihale fesatçılıklarına, zulümlere, haksızlıklara, tüyü bitmemiş yetimin hakkına girilmesine, BOP ya da Büyük İsrail projesine hizmet edilmesine, orta doğuda milyonlarca Müslümanın ve sivilin kanına ortak olunmasına, ihanet suçlarına rağmen AKPKK'nin siyasi iletişimini yürüttü. Böyle bir kadroya CIA ve MOSSAD tarafından kurulan bu sözde partiye ''AK Parti'' isminin bulunmasından parti kuruluşuna birçok konuda hiç rahatsızlık duymadan etkin oldu. Sözde AK Parti'nin bütün genel ve yerel seçim kampanyalarını yönetti..

Toprağı bol olsun. Bir T.C. vatandaşı olarak bizlerin hakkına girilmesine vesile olduğu, hizmet ettiği de muhakkak. Öte tarafta inşaallah hepimizle, 80 milyondan fazla vatandaşımız ile ayrı ayrı hesabı olacak. Haklarımızı soracağız ve alacağız. 

Gözler seni aradı ve sen yoktun


İşte bunlar da, tıpkı Erol Olçak gibi, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün somut deliller ile ispat edilmiş suçlarını bile gizlemek, olduğundan farklı göstermek, suça yardım ve yataklık etmek suçunu sürekli olarak işleyen, bildiğiniz suç ortağı yandaş medyanın haberlerinden bazıları...

Gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen A HABER'in internet sitesindeki haber 


Gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen AKŞAM gazetesinin internet sitesindeki haber 


İslamcı, Selefi, Vehhabi, Modernist olup, Ehl-i Sünnet itikadının düşmanı olduğu ve bu güne kadar yüzlerce yalan haber yaptığı bilinen HABER 7'nin internet sitesindeki haber 


Haber 7 internet sitesinde, 17 Aralık dinlemelerinin montaj olduğuna dair, saygın kuruluşların ve uzmanların adı kullanılarak da yalan haberler yapılmıştı ve yalancılığı bir iki gün içinde gözler önüne serilmişti. Yine, her seçim ve referandum öncesinde, 'Süleymancılar da AK parti dedi' ya da 'Süleymancılar da EVET diyecek' şeklinde ve seçimlere ramak kala yapılan yalan ve art niyetli haberler, İslamcı samimiyetsizlerin arasında en sık da Haber 7'de yer aldı. Haber 7'nin yalanları, yönlendirmeleri ve işlediği suçları anlatmak için cilt cilt eser ya da uzun saatler süren belgeseller hazırlamak mümkündür. 

Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner'e ait olup, bir zamanlar bizi ''Atatürk düşmanı'' ilan edip sürmanşetten bütün Türkiye'ye hedef gösteren, bir tek açık adresimizi vermeyen sözde gazetenin, özde paçavranın internet sitesindeki haberi 


Türkiye'deki Yahudilerin ve gizli Yahudilerin cemaat gazetelerinden biri olup tarihi boyunca yoğun oranda Sabetaycılar, gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, Masonlar barındıran ve bu kadrosu üzerinden Türk milleti ile devletine verdiği maddi ve manevi zararı tam olarak anlatmaya bir ömür gerekecek olan Hürriyet Gazetesi isimli paçavranın internet sitesindeki haber 


Hürriyet'te bu gün bile, gizli Yahudi Ayşe Ar-man Dor-men imzası ile, 'Kur'an'da kadın ile erkek arasında ayrım yok'' başlığı ile yayınlanan yazıya bakıp, Hürriyet'in kime, nasıl bir inanç ve zihniyete ait olduğunu ve ne yapmak istediğini anlamak mümkündür. Bu gün ahlaken yaşanmaz bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya isek, bunun en büyük sebeplerinden birinin Hürriyet ve Milliyet gibi gizli Yahudi pusuları olduğunu ispat etmeye on binlerce haberleri, yazıları delil olacaktır. 

Bir zamanlar Sabetaycı Dinç Bilgin ile ismi özdeşleştiği halde, şu sıralarda gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen SABAH gazetesinin internet sitesindeki haber 



Yeni Şafak... Ne olduğunu ve ne olmadığını bütün Türkiye hatta AKPKK destekçisi vatandaşlar bile biliyor. Anlatmaya gerek bile yok. İşte bu paçavranın internet sitesindeki haber 


Bir Siyonist pususu olan AKPKK'nin kurulmasında ve yönetilmesinde en etkili isimlerden biri olan ve şimdilerde AKPKK'nin gizli Başbakanı denilen gizli Yahudi Cüneyt Zapsu ve Karay Yahudisi Murat Ülker ile de çok sıkı fıkı olan Sabetaycı Ferit Şahenk'e ait olan, kadrosunda yoğun oranda gizli Yahudiler, gizli Ermeniler ve Masonlar barındıran NTV'nin internet sitesindeki haber 


NOT: Bu gazete denilen paçavraların hepsinin de sahipleri, sorumluları ve gazetecileri, AKPKK'nin de, Erol Olçak ya da Olçok'un da ne olduğunu, çalıştıkları yerlerin de aslında ne olduğunu ve kısa bir süre sonra bütün bu hukuksuz sistemleri çökünce, hep beraber yargılanacaklar arasında olduklarını kesinlik derecesinde biliyorlar. Çok yaklaşmış olan o gün gelene kadar, bir yerlerde, hep yaptıkları gibi 'Türkiye Türklerindir', 'Yetimin hakkı', 'Benim başörtülü bacım', 'Camiye ayakkabılar ile girdiler', 'Başörtülü kadını linç ettiler', 'İslam dini şöyledir, böyledir', 'Şanlı tarihimizde şu mesele şöyledir' v.s. şeklinde haberler yaptıklarında, buraları gösterirsiniz. Biz Müslümanlar, İslamcılığa da, onları piyon yapan gizli Yahudi ve Ermenilere de, onları da oynatan CIA ve MOSSAD'a da, onları da yöneten Siyonizme de, asla geçit vermeyeceğiz.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu güne değin en çok tıklanılanlar