12 Mayıs 2017 Cuma

İddialar doğru mu? Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, Sabetayist gizli Yahudi Adnan Menderes'e ve Demokrat Partiye destek verdi mi? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, adnan menderes, adnan menderes yahudi mi, namık gedik, osman bölükbaşı, içimizdeki israil, masonlar, süleyman hilmi tunahan, süleymancılar, süleymanlılar, cemaat, tarikat

Süleymanlılar hiçbir zaman Menderes'i desteklemedi.

Her şey yanlış biliniyor...

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Adnan Menderes'e ve Demokrat Partisine karşı, yani İçimizdeki İsrail'e ve Masonluğa karşı, devasa bir mücadele verdi...

Menderes çokça küstahlaştığı bir anda, asılacağını yüzüne söyledi. Menderes'in kendisi gibi küstah ve İslam düşmanı içişleri bakanı Namık Gedik'in cesedi bir çöp arabasında bulundu... Vakti zamanında Namık Gedik, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin mübarek naaşı Fatih Camii haziresine defin edilmek istendiğinde, bu define daha öncesinden Bakanlar Kurulu izin vermiş olduğu halde mani çıkartmış, engellemiş ve bir de "Açın Karacaahmet'te bir çukur, gömün gitsin" demişti.

Süleyman Efendi hazretleri yakın talebelerine daha en başından "Bu Menderes Müslüman değil" dedi. Menderes üzerinden bu millete çok büyük tuzaklar kuran Siyonistlerin, Masonların ve Sabetaycıların planlarını bozmak için Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) lideri Osman Bölükbaşı'nı destekledi. Adnan Menderes ve onu oynatan Siyonistler ise, Bölükbaşı'ndan o kadar çok çektiler ki, o meclise giremesin diye Kırşehir'i il olmaktan çıkartıp ilçeye çevirdiler.

Saatler sürecek bir gerçek tarih turu için, her işinizi bitirip videoyu açın ve koltuğunuza yaslanın...

27 Nisan 2017 Perşembe

‘15 Temmuz şehidi’ ilan edilen AKPKK reklamcısının yolsuzlukları | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, Recep Tayyip Erdoğan, erol olçak, akp'nin gerçek yüzü, cia, mossad, sabetayistler, gizli ermeniler, içimizdeki israil, murat ülker, dinç bilgin, bülent arınç

AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün, kuruluşundan bu yana reklamcısı olan Erol Olçak ve 16 yaşındaki oğlu, bir darbe tiyatrosu olduğu somut yüzlerce delil ile ispat edilen 15 Temmuz hadiseleri sırasında, İstanbul'da, Boğaziçi Köprüsü'nde halkın üzerine açılan ilk ateş sonucu ölmüştü. Erol Olçak'ın ve oğlu Abdullah Tayyip Olçak'ın cenazesi Altunizade'deki İlahiyat Camisi'nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilmişti. 

Müslümanların nefret ettiği İslamcılar, son dönemde menfaatleri gereği, işlerine geldiğinde, istedikleri herkesi terörist, istedikleri herkesi de kahraman ya da şehit ilan etmeye başladı ve bu tavırları hala tartışmalar çıkartmaya devam ediyor. Akademi Dergisi olarak, yayınlarımızın da tesiri ile İslamcıların aslında ne olduğunun iyice farkına varmış Müslümanları iyice ikaz etmek maksadı ile, 2013 yılında, Sabetayist gizli Yahudi Bülent Arınç ile Mehmet Baransu arasında yaşanmış olan bir tartışmaya temas etmek istiyoruz. T24 haber sitesinde, 12 Kasım 2013 tarihinde yayımlanan haber aşağıdaki gibidir ve fotoğraflar ile parantez içerisinde verilen bilgiler Akademi Dergisi tarafından eklenmiştir (Mehmet Fahri Sertkaya)

Bülent Arınç'tan AKP'nin reklamcısına dava açıklaması

Bülent Arınç, Mehmet Baransu'nun ortaya attığı, Arter Reklamcılık'ın TRT'yi milyonlarca lira zarara uğrattığının görmezden gelindiği iddialarına yanıt verdi


Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü ve TRT ile Anadolu Ajansı'ndan sorumlu isim olan (AKPKK'lilerin büyük çoğunluğu gibi Sabetaycı bir gizli Yahudi olup Deniz Baykal ile de yakın akraba olan) Bülent Arınç, Taraf yazarı Mehmet Baransu'nun ''Erol Olçak'ın reklam şirketi Arter'in TRT'yi milyonlarca dolar zarara uğrattığı ve 'gereğinin yapılması'nın istenmesine rağmen olayın kapatıldığı'' iddiasını yanıtladı. Arınç, AKP'nin seçim ve kampanyalarının da reklamını yapan Arter Reklamcılık hakkında ''firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine TRT Genel Müdürlüğü tarafından dava açıldığını" duyurdu. 

'İlgili firmaya dava açılmıştır'

Arınç'ın Twitter hesabından da duyurduğu, bulentarinc.com.tr adresinde yayımlanan 12 Kasım 2013 tarihli açıklaması şöyle: 

➥ ''Bir gazetecinin önce köşe yazısında, sonra twitter hesabından paylaştığı TRT´nin reklam ihalesini alan firmanın TRT´yi zarara uğratmasına karşın şahsımın herhangi bir işlem yapmadığı ve olayı kapattığı iddiası doğru değildir. İhaleyi alan firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine, TRT Genel Müdürlüğü tarafından ilgili firma hakkında işlem başlatılmış ve Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 19.12.2012 tarihinde alacak davası açılmıştır. Söz konusu 2012/357 sayılı dava devam etmektedir. İlgili haber ve yorumların bu kapsamda değerlendirilmesini diliyorum."

'Arınç'a artık çocuklar bile inanmıyor'

İddianın sahibi Baransu, Arınç'ın açıklaması üzerine Twitter hesabından konuya dair şunları yazdı: 

➥ Sayın Bülent Arınç TRT iddiasına cevap vermiş. Olay yargıda diyerek. Bunu zaten biliyoruz, kurumu zarara uğratanlara 2 ihale nasıl verildi?

➥ Kurumu 150 milyon dolara yakın zarara uğratanları Başbakanlık'tan kim koruyup, aynı ihale ikinci kez verildi? Tekrar soygun için mi?

➥ Başbakanlık çevresi Bülent Bey'e rağmen olayı kapatıp, 2. kez ihaleyi verdiler? Bir kurumu soyuyorlar ama soygunculara tekrar ihale veriliyor.

➥ "Bir Başbakan Yardımcısı" bence artık açıklama yapmamalı. Çocuklar bile inanmıyor açıklamalarına. Durum maalesef bu kendi adına.

Erol Olçak'ın oğlu Abdullah Tayyip

TRT'nin zararı görmezden gelindi iddiası

Taraf'tan Mehmet Baransu'nun gündeme getirdiği iddiaya göre, Erol Olçak'ın sahibi olduğu Arter Reklamcılık, TRT'yi milyonlarca lira zarar uğrattı.

Baransu'nun yazısındaki ilgili kısım şöyle:

➥ Sayın Arınç, TRT’den sorumlu bakan. TRT’nin reklam ihalesi iki yıl önce AK Parti’li bir ajansa verilmişti; Arter Reklamcılık. Erol Olçak.

Ve o ajans TRT’yi milyonlarca lira zarara uğrattı. “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var” denerek, ajans sahipleri hakkında gereğinin yapılması istenmişti.

Ve konuyla ilgili gereken yapılıp, olay kapatıldı.

Sayın Arınç, Başbakan’ın sizi yalanmasından daha önemli olan bu konuyla ilgili de sanırım söyleyeceğiniz birkaç söz vardır.
Tüyü bitmemiş yetim hakkı için.


Müteveffa Erol Olçak kimdir?

1963 yılında Çorum'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Estetik ve Sanat Tarihi Bölümünden mezun olan Olçak, 1987 yılında Arter Reklam Ajansı'nı kurdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde dönemin belediye başkanı, şimdinin sahte diplomalı ve CIA-MOSSAD bağlantılı sözde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın basın danışmanlığı görevini yürüttü.

Olçak, 1999 seçimlerinde Doğru Yol Partisi'nin Türkiye genel seçim kampanyasını yaptı. Siyonistler, Evanjelistler, Masonlar, İçimizdeki İsrail ve İçimizdeki Ermenistan, Türklere ve Müslümanlara çok büyük bir tuzak kurmak niyeti ile, logosu bile yedi kollu Yahudi şamdanı, yani Menorah olan sözde AK Parti'yi kurarlarken, bu sözde parti, özde suç, terör ve ihanet örgütünün kuruluş çalışmaları sırasında, eşek etinden sucuk yapıp satarken suç üstü olduğu ve Tercüman gazetesine fotoğrafı ile birlikte manşet haber olduğu iddia edilen Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi ile birlikte çalışma teklifini kabul etti.


Erol Olçak'ın kendisinin ''yol arkadaşı'' olduğunu ifade eden, gerçek şehitlerimizin cenazesinde nerede ise hiç bulunmayan ve gerçek şehitlerin ailelerinden davacı olan sahte diplomalı sözde Cumhur Başkanı Erdoğan, Olçak'ın oğlu Abdullah TAYYİP'ten bahsederken gözyaşlarına hakim olamadı.

Kuruluşundan itibaren, göz önünde olan bütün yolsuzluklara, hırsızlıklara, kamu kurumlarının peşkeş çekilmesine, ihale fesatçılıklarına, zulümlere, haksızlıklara, tüyü bitmemiş yetimin hakkına girilmesine, BOP ya da Büyük İsrail projesine hizmet edilmesine, orta doğuda milyonlarca Müslümanın ve sivilin kanına ortak olunmasına, ihanet suçlarına rağmen AKPKK'nin siyasi iletişimini yürüttü. Böyle bir kadroya CIA ve MOSSAD tarafından kurulan bu sözde partiye ''AK Parti'' isminin bulunmasından parti kuruluşuna birçok konuda hiç rahatsızlık duymadan etkin oldu. Sözde AK Parti'nin bütün genel ve yerel seçim kampanyalarını yönetti..

Toprağı bol olsun. Bir T.C. vatandaşı olarak bizlerin hakkına girilmesine vesile olduğu, hizmet ettiği de muhakkak. Öte tarafta inşaallah hepimizle, 80 milyondan fazla vatandaşımız ile ayrı ayrı hesabı olacak. Haklarımızı soracağız ve alacağız. 

Gözler seni aradı ve sen yoktun


İşte bunlar da, tıpkı Erol Olçak gibi, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün somut deliller ile ispat edilmiş suçlarını bile gizlemek, olduğundan farklı göstermek, suça yardım ve yataklık etmek suçunu sürekli olarak işleyen, bildiğiniz suç ortağı yandaş medyanın haberlerinden bazıları...

Gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen A HABER'in internet sitesindeki haber 


Gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen AKŞAM gazetesinin internet sitesindeki haber 


İslamcı, Selefi, Vehhabi, Modernist olup, Ehl-i Sünnet itikadının düşmanı olduğu ve bu güne kadar yüzlerce yalan haber yaptığı bilinen HABER 7'nin internet sitesindeki haber 


Haber 7 internet sitesinde, 17 Aralık dinlemelerinin montaj olduğuna dair, saygın kuruluşların ve uzmanların adı kullanılarak da yalan haberler yapılmıştı ve yalancılığı bir iki gün içinde gözler önüne serilmişti. Yine, her seçim ve referandum öncesinde, 'Süleymancılar da AK parti dedi' ya da 'Süleymancılar da EVET diyecek' şeklinde ve seçimlere ramak kala yapılan yalan ve art niyetli haberler, İslamcı samimiyetsizlerin arasında en sık da Haber 7'de yer aldı. Haber 7'nin yalanları, yönlendirmeleri ve işlediği suçları anlatmak için cilt cilt eser ya da uzun saatler süren belgeseller hazırlamak mümkündür. 

Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner'e ait olup, bir zamanlar bizi ''Atatürk düşmanı'' ilan edip sürmanşetten bütün Türkiye'ye hedef gösteren, bir tek açık adresimizi vermeyen sözde gazetenin, özde paçavranın internet sitesindeki haberi 


Türkiye'deki Yahudilerin ve gizli Yahudilerin cemaat gazetelerinden biri olup tarihi boyunca yoğun oranda Sabetaycılar, gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, Masonlar barındıran ve bu kadrosu üzerinden Türk milleti ile devletine verdiği maddi ve manevi zararı tam olarak anlatmaya bir ömür gerekecek olan Hürriyet Gazetesi isimli paçavranın internet sitesindeki haber 


Hürriyet'te bu gün bile, gizli Yahudi Ayşe Ar-man Dor-men imzası ile, 'Kur'an'da kadın ile erkek arasında ayrım yok'' başlığı ile yayınlanan yazıya bakıp, Hürriyet'in kime, nasıl bir inanç ve zihniyete ait olduğunu ve ne yapmak istediğini anlamak mümkündür. Bu gün ahlaken yaşanmaz bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya isek, bunun en büyük sebeplerinden birinin Hürriyet ve Milliyet gibi gizli Yahudi pusuları olduğunu ispat etmeye on binlerce haberleri, yazıları delil olacaktır. 

Bir zamanlar Sabetaycı Dinç Bilgin ile ismi özdeşleştiği halde, şu sıralarda gerçek sahibinin Tayyip Erdoğan ve ailesi olduğu iddia edilen SABAH gazetesinin internet sitesindeki haber 



Yeni Şafak... Ne olduğunu ve ne olmadığını bütün Türkiye hatta AKPKK destekçisi vatandaşlar bile biliyor. Anlatmaya gerek bile yok. İşte bu paçavranın internet sitesindeki haber 


Bir Siyonist pususu olan AKPKK'nin kurulmasında ve yönetilmesinde en etkili isimlerden biri olan ve şimdilerde AKPKK'nin gizli Başbakanı denilen gizli Yahudi Cüneyt Zapsu ve Karay Yahudisi Murat Ülker ile de çok sıkı fıkı olan Sabetaycı Ferit Şahenk'e ait olan, kadrosunda yoğun oranda gizli Yahudiler, gizli Ermeniler ve Masonlar barındıran NTV'nin internet sitesindeki haber 


NOT: Bu gazete denilen paçavraların hepsinin de sahipleri, sorumluları ve gazetecileri, AKPKK'nin de, Erol Olçak ya da Olçok'un da ne olduğunu, çalıştıkları yerlerin de aslında ne olduğunu ve kısa bir süre sonra bütün bu hukuksuz sistemleri çökünce, hep beraber yargılanacaklar arasında olduklarını kesinlik derecesinde biliyorlar. Çok yaklaşmış olan o gün gelene kadar, bir yerlerde, hep yaptıkları gibi 'Türkiye Türklerindir', 'Yetimin hakkı', 'Benim başörtülü bacım', 'Camiye ayakkabılar ile girdiler', 'Başörtülü kadını linç ettiler', 'İslam dini şöyledir, böyledir', 'Şanlı tarihimizde şu mesele şöyledir' v.s. şeklinde haberler yaptıklarında, buraları gösterirsiniz. Biz Müslümanlar, İslamcılığa da, onları piyon yapan gizli Yahudi ve Ermenilere de, onları da oynatan CIA ve MOSSAD'a da, onları da yöneten Siyonizme de, asla geçit vermeyeceğiz.

18 Nisan 2017 Salı

Türkiye'nin Milli Güvenlik Kurulu'nda ve diğer kritik öneme sahip kurumlarında, hiç gerçek Türk ve Müslüman var mı? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, akp'nin gerçek yüzü, ibrahim kalın, aladağ yurt yangını, cia, numan kurtulmuş, gizli yahudiler, sabetaycılar, mevlüt çavuşoğlu,

Trump'ın güvenlik kurulu, halkı ve ordusu ile yüzde 80 küsur oranında Sünni Müslüman olan ve BOP yani Büyük İsrail Devleti projesine karşı yıllardır kahramanca direnen Suriye'nin bombalanmasını görüşüyor.


Manzara sizi şaşırtmasın, çünkü an itibari ile Türkiye'nin güvenlik kurulunda da aynı manzara hakim. Türkiye'nin başında nerede ise hiç Türk ve Müslüman yok

Gördünüz, duydunuz, bu bombalamadan sonra, Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş'un en sivri Siyonistlerden bile daha Siyonistçe çıkışlarını ve maalesef ülkemiz adına bir yetkili sıfatı ile konuştuklarını... 

Başka ülkelerden bile "yuh" çektiler ve bu hareketine "sazan gibi atlamak" ve "Demek ki bu fırsatı kolluyormuş' yorumunu yaptılar ve bu adam hala görev başında... Ve hala sözde Türk ve özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basının rahatsızlığı yok. Hiçbir şey olmamış gibi haberler yapıyor. Aksin bunları nasıl kollayacaklarının telaşındalar. 

Dahası, 'Türk ordusu Kürdistan dağlarında işgalci konumundadır" şeklinde cümlelerin bulunduğu bir paçavrayı imzalayan Kürt kökenli olup, Kürt Yahudisi olduğu da iddia edilen Mevlüt Çavuşoğlu da, Hamas'ın ezilip, Siyonist, zalim ve katliamcı İsrail'in korunması maksadı ile, tam bir Siyonistçe davranış sergiledi. Bu uğurda dünyaya Hamas adına kasten, Türkiye'nin ve Müslümanların hiçbir menfaati olmadığı halde "yalan" açıklamalar yaptı ama neyse ki Hamas dik durup, maalesef hala hiçbir şey olmamış gibi o bakanlık koltuğunu işgal eden ve derhal vatana ihanet kapsamında yargılanması gereken Çavuşoğlu'na ezilmedi, rest çekti, gerçekleri ve yalanları dillendirdi. 

Hala 'Gölge CIA' denilen, CIA raportörü olan, İbrahim Kalın, eşek etinden sucuk satarken suç üstü olup da Tercüman gazetesine manşet haber olduğu iddia edilen sözde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baş danışmanı olarak olduğu yerde duruyor. 80 milyonun önünde, çalınmış bir referanduma dair, kendisinin de inanmadığı iddiaları, 80 milyon inansın diye konuşuyor, yazıyor. Bunları bu kadro, kim için, ne için yapıyor?

Başta Erdoğan olmak üzere, AKPKK'nin üst kadrosunun, vatana ihanetlere kadar varan suçlarının hepsinin somut ispatları elde mevcut. 'Bulamadık' diyenler varsa, bizde hali hazırda mevcut hepsi... Böyle bir durumda bazı sözde hakimler, savcılar hala bunlara müdahale etmek yerine, Akademi'nin web sitelerine müdahale etmeyi uygun görebiliyor.

Alayına rest çekiyoruz. Bu hukuksuzları ve hukuksuzlukları tanımıyoruz. Biz devletimizin otoritesine, yargının otoritesine saygılıyız. Bu suç batağındaki kadronun keyfine ve gerçekleri gizlemek için yargıyı kontrol altına almalarına saygı duymuyoruz ve sessiz de kalmıyoruz. 

Biz suç işlemiyoruz. Vatan müdafaa ediyoruz. Biz ne iddia ediyorsak, ispat da edebiliyoruz. Geçen sefer yazmıştık "Bir terbiyesizlik ve hukuksuzluk ve keyfilik daha yaparsanız, bunu yanınıza bırakmaz, hukuki sınırlar dahilinde hesabını en sert şekilde sorarız" diye... Şimdi ellerinden geleni artlarına koymasınlar. 

Biz bu kadar suça, bu kadar ispata rağmen ve devlet ve millet toptan ateşe atılıyorken, susmayız. On milyonlarca kişiyiz ve hesap sormaya devam edeceğiz. Bu vesile ile, söz verdiğimiz gibi Aladağ yangınından sonra sergilenen insanlık dışı pusuların, adiliklerin, planların intikamını da işte böyle hukuki sınırlar dahilinde alıyoruz. Basın ve medya personelini de ikaz etmiştik. Onları da son kez ikaz ediyoruz. Hepsini isim isim, cisim cisim biliyoruz. Kimin neye hizmet ettiğini, kimin ne haltlar çevirdiğini biliyoruz. 

Bu kadar suçlarını ispat ettiğimiz ve "Arkamızda Reis var. AK parti var" diye diye her haltı eden pislikler sürüsüne dokunmayıp, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün emrine gönül rızası ya da tehdit ve şantajla giren savcı ve hakimleri de uyarıyoruz: 

Yanlış yapıyorsunuz. Yol yakınken dönün çünkü çok yakında bu kadro yargılanırken, arada siz de mutlaka yargılanırsınız.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu güne değin en çok tıklanılanlar